Kayıtlar

Ağustos, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Elalem

Resim
Aslında çocukken yemek sofralarında başladı başkalarına göre hayatımızı şekillendirmemiz. Annemiz yarım bıraktığımız tabakları "Arkanızdan ağlar yoksa" diye yedirmeseydi daha az düşünürdük elalemin ne diyeceğini. Mühim olan canım istemiyorsa isterse arkamdan ağlasın diyebilmek. Bencilce gelebilir ama kuruntu toplumların suyuna gitmekten iyidir.

Belki de...

Belki de Mevlana beni tanısaydı "Ya yazdığın gibi görün ya göründüğün gibi yaz." der ve tarihe not düşerdi.

Futbol

Resim
Sokakta top oynardık çocukken. Belki bir Alex değildik ama yapardık işte birkaç hareket. Birgün yine elektrik direği ile çöp kutusu arasına gol atmak için ter döküyordum. O zamanlar Ronaldinho diye bir efsane var. Şimdikilere söylesen sakız markası sanarlar. Kendi kendime kendi maçımı anlatıyorum. Kendimi Ronaldinho yerine koymuşum. Hayal işte. Aşağıdan iki büyükçe geldi. Bizden biraz büyüklere büyükçe derdim o zaman. Duymuşlar Ronaldinho dediğimi. Sen misin Ronaldinho dediler. Sonra sirkte palyaço görmüş bebe gibi güldüler. Işte o zaman nefret ettim futboldan. O gün bugündür ayağımı minimum yuvarlak cisimlerden uzak tutarım. Ayrıca o yuvarlak cisimlerin konuşulduğu boş nefes meclislerinden uzak kaçarım. Aslında çocukken bu kadar kolay hayal kurmak ve bunlardan vazgeçmek. Bunu bilin ona göre yaşayın diye anlattım bu saçmasapan anımı....


Mutsuzlukla mutlu olmak

Resim
Eski evimizin yıldızlar altında bir yazlığı vardı. Yaz olduğunda çıkar oraya şehrin ışıklarına kapılırdım. Bir köşem vardı ve dertlerimi dinleyen bir sandalye. Bazen bir sandalye iyi bir dinleyici olabiliyor. Hiç konuşmadan yargılamadan dinliyor işte. O köşe benim en mutsuz haberi aldığım köşeydi. Mutsuzluk sinmişti oraya. Fakat yine de giderdim. Çünkü Mutsuzluk onunla ilgiliydi ve onun bir hayali bile mutlu olmama yetiyordu. Hoş bir paradoks işte...